Her Seçiş, Bir Vazgeçiştir

Her Seçiş, Bir Vazgeçiştir

Bismillahirranmanirrahim.

Esasen ben bir “edepmektebi.com” sitesinin köşe yazarı olduğum kadar, her yeni yayınlanan yazısını da büyük bir keyifle okuyan takipçisiyimdir. Uzunca bir süredir farkında olduğum bu yazı boşluğunu önce kendime bir öz eleştiri yaparak, daha sonrasında da diğer köşe yazarı arkadaşlarıma ve bir zamanlar burada köşe yazarı olabilmek adına her gün çalışma yaptığım mektebimizin yazarlık okulundaki kardeşlerime ilham olabilmek adına, kalemi ilk ben elime alayım dedim.

İlk olarak vefatının üzerinden ben bu satırları yazarken 17 gün geçmiş olan, Nuri PAKDİL büyüğümüzü bu vesileyle tekrar rahmetle anmak istiyorum çünkü bugün sizlere bahsetmek istediğim hususu ben bu 17 gün içerisinde onun iklimiyle besledim, büyüttüm. Kendisini bir “devrimci” olarak tanımlaması ve kavramlar üzerinde bu denlice kendi tesirini bırakabilmesi dahi zaten onun her şeyden önce çok büyük bir edebiyat adamı olduğunu göstermekteydi. Bende zaman zaman ondan esintiler kullanarak, kıymetli büyüğümüzün “ağabeyliğinden” yararlanmak istiyorum.

Şimdi ortaya bir slogan atacağım ve bu slogan bundan sonraki satırların bel kemiğini ve benim hayatı sorgulayış açımın ana unsuru olacaktır:

“Her seçiş, bir vazgeçiştir!”

 Aslında bu sloganım ekonomi biliminin de ana prensibini oluşturur. İktisat der ki; kaynaklar sınırlıdır ve bu sınırlı kaynaklar ile üretebileceğin kapasiten de sınırlıdır. İşte tam bu sebeptendir ki şayet elinde bulundurduğun belli bir miktar iki teker kombinasyonuyla belli bir parametre içerisinde şu kadar bisiklet ve şu sayıda da tekerlekli sandalye üretebilirsin. Şayet sen bu optimum verimin dışına çıkarak bir adet fazla bisiklet üretmek istersen, bir değil, birden fazla tekerlekli sandalyeden vazgeçmen gerekecektir.

Ben şimdi bunu sizlere niçin izah ettim? Çünkü ekonomi bilimi dahi kabul eder ki; bu evren üzerindeki en sınırlı ve değerli kaynak, vakittir. En önemlisi ise vakit şu anda bizdedir lakin belli bir noktadan sonra bizlerin bile inisiyatifinde değildir. Nedir bu nokta, zamanın durdurulamayışıdır. Biraz önce takdirlerinize sunduğum sloganın bizler tarafından belki de en çok kavranılması gerek kaynak alanı işte bu yüzden yine vakittir. Her an bir seçiş ve bu seçişten kaynaklanan ekonomi deyimiyle bir fırsat maliyetimizin yani vazgeçişimizin olması gerekmektedir. Peki, Nuri PAKDİL’in bizlere “devrimci duruşu” diyerek çizdiği Müslüman profilinin seçimi ve bu kazanmayı amaçladığı tercih uğruna vazgeçeceği şey ne olmalıdır?

Her inançlı bir Müslüman nefer için su götürmez bir gerçek vardır, o da zamanın ve mekanın bizlere yüce Rabb’imiz tarafından ebedi cennet hayatını kazanabilmemiz için, bu geçici dünya hayatında vaktimizi bize emanet edilen mekanda tüketmemizin gerekliliğidir. Uzun lafın kısası sevgili kardeşlerim, bizim tercihimiz cenneti kazanabilmek ise nefsi arzularımızdan vazgeçip kaynağımızı ebedi bir hayatı kazanabilmek adına harcamamız olmalıdır. Bu denklemin tam tersi de bu dünya da sadece keyf-i sefa sürüp, bunun fırsat maliyeti olarak da cennet hayatından vazgeçtiğimiz durumdur.

Aslında bizim İlahımız çok büyük bir ilah, şu anda dahi düşündükçe aklıma neler neler geliyor da, şimdi sizinle bir tanesini paylaşmak istiyorum;

İslam dini dahi, bu dünya hayatının tamamen boşlanmamasını, kazanma arzusu içinde bulunduğumuz cennet hayatı için gerekli çalışmaları yaparken, aynı zamanda insan vasfımızla bu dünyadaki rolümüzü de hakkıyla sürdürmemizi emretmiştir. İşte insan aklı dahi bunu bir pozitif bilim yasası haline getirmiştir. Yazımın başlarında sınırlı kaynaklarımızın optimum seviyede verimle kullanılması aksi takdirde seçtiğimize oranla kaybettiğimizin daha büyük bir miktara tekabül edeceğini sizlere izah etmiştim. İşte aslında bu Müslümanın hayat yasasıdır. Sınırlı kaynağın zamanı öyle bir kombinasyonda kullan ki ne beş vakit namazından feragat et ne de gün içerisinde ihtiyaç duyduğun kuvveti sana sağlayacak olan uykundan. Fakat, hepimiz çok iyi biliyoruz ki ihtiyacımız olan uyku gereğinden fazla uzarsa o vaktin namazını biz “kaçırdım” olarak tanımlayacağız.

Hülasa-i kelam, insan aklı ile İslam’ın hayat anlayışı öyle çok örtüşüyor ki, bu durum benim bir gün “her seçiş, bir vazgeçiştir!” sloganını duymamla bir anda çok büyük bir anlam kazandı. Bilim ile dini yan yana getirmeyenlere inat, elhamdülillah bir pozitif bilim yasası bana Allah’ı hatırlatabildi. Her an bir tercih içerisindeyiz ve bu seçimlerimizin bir geri dönüşü olmadan hayatımızı tüketiyoruz. Rabbim bu dünyayı hakkıyla yaşayıp, cenneti kazanabilen kullarından eylesin inşallah. Biz yürümeyi tercih edelim, ayaklarımıza bir Kudüs gücü gelsin. Vesselam…

Faruk KARABABA Kasım/2019 ANKARA