GÖRÜNMEYEN YAĞMURLAR

GÖRÜNMEYEN YAĞMURLAR

Gecelerin gündüzün yorgun insanını kucaklayan, teselli eden şefkatli bir yanı vardır. Gün cömertçe her insanı ışıkla kucaklar, kader içindeki tüm yolları açar, binlerce insan binlercesinin yanından sessizce geçip gider, yeryüzü milyarlarca düşünceyle dolup taşar. Öylesine taşar ki, düşünceler yükselirken her bir baştan, onların uzayın sonsuz karanlığında boğulmasını önleyen bulutlar yorulur. Dolarlar düşünceyle, ağırlaşırlar, tükenirler. Ve bir emir gelir, işaret kendini gösterir.

Bulut yükünü bırakır, düşünceler sağanak olur yeryüzüne ulaşır. Görünmez yağmurlar dört bir yandan sayısız memleketi, en ücra köşeleri kuşatır. Hava ağırlaşmıştır, insanın nefes alamadığı anlardır. Her şeyin üst üste gelmeye başladığı, umudunun tükenmeye yüz tuttuğu vakitler de denebilir.

Artık gökten adlarını bile bilmediğimiz tüm o insanların ağır düşünceleri yağmaktadır gönüllerimize, ve bu düşünceler düşerken yere, onların her birini sabırla taşıyan melekler yoktur. Yükseldikleri gibi inerler sadece.

Başını kaldırıp gözlerini kısarak masmavi semaya bakar insan. Alnı kırışır, gözleri sulanır. Güneş de baya yakıcıdır! Bulutların hafif birer tüymüşçesine rüzgarla salınmasını görür. Dünyanın döndüğünü o an fark eder. Ayakları gri taşların üzerinde sapasağlam, asla ayrılmayacakmışçasına durmaktadır. Başında bir kubbe, onu korumaktadır. Kubbenin dışında havasız, siyah bir sonsuzluk öylece beklemektedir. Nefes alır.

Neden geçmez bu içindeki sıkıntı? Aldığı nefes ciğerlerine ulaşamadan bir karadelik tarafından yutuluyormuş gibi gelir. Sadece nefes değil, öyle bir andır ki o, içindeki her şey yutuluyordur o siyah girdapta. Bomboş hisseder. Sadece o insani bilinci kalmıştır geriye, bir makine gibi işleyen zihniyle başbaşadır görünmez varlığı. Bir bulma ihtiyacı çöreklenmiştir içine, neyi kaybettiğini bilmeden, nerede olduğunu görmeden..

Birisi hızla geçer yanından, omzu koluna çarpar. Sendeler, ayıkır gibi olsa da kolay kolay kurtulamaz girdaptan. Omzuna çarpan insana bakar hissetme yetisi perdelenmiş gönlüne bağlı gözleri. Şaşırır, ‘Allah Allah,’ der.

‘ Bu insan ne kadar renkli, ne denli hareketli! Bildiğin yaşıyor. Allah Allah..’

Kendinin renkleri silinmeye başlamıştır sanki içinde, gözlerindeki nurlar yıkanmaktadır bu görünmez yağmurda. Ne var ki bu insan parlamaktadır ışıkla, göz alıcıdır sıradan varlığı.

Yağmur, yağmur, yağmur.. Bu ne adalet, ne şaşmaz ölçü! Emir böyle ya, nasıl yükseldiyse öyle iner. Kimden yükseldiyse, ona döner. Değişmeden, aynen iade.

Bazı düşünceler acıtıcı, zehirli. Aklın içinden çıktığı anda o kötü kokusunu yayar, bulutun bile canını acıtır. Ve bunlar, milyonlarcadır. Bazı düşüncelerse iyidir, sakindir. Bazen öylesinedir, sessizce yükselir. Kimseyi kırmadan, yormadan. Ve her ikisi de, aynı bulutta birleşir.

Kötünün başına zehirli düşüncesi, iyinin başına güzel fikri yağmaz. Karışır bu ikisi, iyilikten de kötülükten de arınır. Bambaşka bir şeye dönüşür. Aynı yağmur, tüm insanlığa aynı vakitte yağar. Yalnızca tek bir fark vardır:

Zehirli düşünce hızlı yükselir, kötülüğün okları kurbanı çabuk vurur. Zehrin sahiplerine yağmur yükseldiği gibi hızla iner, deler gönlün kir pas kaplamış sokaklarını. Bir girdap oluşur. Ve iyilerin düşünceleri, iyilerin varlığı nimettir insanlığa. Onlar sayesinde zehirli oklar ilaca dönüşür. Acılı bir ilaçtır ya, kalbi tüm hastalıklardan arındırır. Girdap tüm kiri ve pası çeker içine, ne kadar fazlaysa o kadar büyük boşluk hissettirir sahibine.

Güzel düşüncelerse naifçe iner sahibine, varlığı hissedilmez bile. Hissedilmez ya, sahibinin kalbini yumuşatır diğer tüm insanlığa. Ne de olsa bu yağmurda her bir insandan parça vardır.

O yağmurda, tüm kalpler birbirine ısınır. Tüm insanlık bir potada erir, temizlenir.

Yağmur yağar, yağar, yağar.. Tüm yüklerini boşaltınca bulut, gece serin bir çarşaf gibi örtülür insanlığın üzerine. Şimdi dinlenme vakti, karadelik alacağını aldı ve yok oldu. Koca bir boşluk kaldı geriye, güzel boşluklar bunlar. Şimdi en güzelle dolmalılar.

Dediğimiz gibi, gecenin gündüzün yorgun insanını teselli eden şefkatli bir yanı vardır.

 

Ayşenur ATEŞ     Şubat/2018 ANKARA