IŞIK VE AYDINLIK

IŞIK VE AYDINLIK

“Bir yangın kuşkusuz her yanı aydınlatabilirdi, ama neden günün doğması beklenmiyordu? Bir volkan aydınlık yayar ama seher daha iyi aydınlatır.” Victor Hugo

Savaşlar ve savaşlar.. Bitmek tükenmek bilmeyen kavgalar, anlaşmazlıklar, haksızlıklar. Neyin kavgasıdır bu milyarlarca yıldır süregelen? Neyin kinidir insanları böylesine dışlamaya iten? Aydınlık uğruna çalışırken tüm dünya, nerede Seher vakti? Bu Volkan hangi dağdan geldi?

Kabil Habil’e kıydı. Ve suya atılan o ilk minik taş, dalgalandıkça dalgalandı. Kıtalar birbirinden ayrıldı, sınırlar birdenbire boy attı. Bombalar yapıldı, iki masum çocuk küçük plastik toplarıyla oynarken, ülkeleri de oynadı. Kana susamışlığıyla, vahşeti, umursamazlığı, hırsıyla; alıp veremediği onca şeyiyle durmadan oynadı.. Yananlar oyundan çıktı, katıydı kurallar, sonsuzluğa katıldılar.

Sanmayın ki savaş sadece bombayla, silahla olur. Sanmayın ki savaş iki ülke arasında olur. Sanmayın ki savaş iki insan arasında olur. Çünkü bazen savaş, iki düşünce arasında olur. Çünkü bazen savaş, ne kazanılır ne kaybedilir. Çünkü bu savaş, bazen senden, bazen de benden beslenir.

Ne gökteki yıldızlar ne de kar taneleri.. Hiçbiri insan kadar eşsiz değil, hiçbiri insanların olduğu kadar birbirinden farklı değil. Ve yine hiçbiri, insanların olduğu kadar aynı değil. Dış güzelliğimiz değildir tek farkımız, madde değildir eşsiz olan noktamız. Biz, düşüncelerimiz ve duygularımızla farklıyız. Ruhumuzla parlarız ve aynı bir yıldız gibi, reddettiğimiz her şey için ulaşılmazız. Peki neden bu kadar uzaktayız?

Birçok ideoloji var, birçok din, birçok görüş… Bizim derdimiz hangisinin haklı ya da doğru olduğu değil, derdimiz suçlamak veya yermek de değil.

Derdimiz içimize dönmek. Vicdana, kalbe, ruha, anlayışa, sevgiye yenilmek. Yenilgilerin en güzeline.. Çünkü yenersek bunları; kavgaya, savaşa, kargaşaya, acımasızlığa ve kibre yeniliriz. Ve yenilirsek bunlara, düşüncelerimizi kabul ettirmek uğruna o diğer yenilmişlerin upuzun yollarını kat etmeye kalkışırsak, bunun ne farkı kalır Kaf Dağı’nı aşmaya çalışmaktan? Var olmayan ve olamayacak bir şey uğruna uğraşmaktan? Yoruldukça kırmaya ve yermeye, aşağılamaya ve dışlamaya, en sonunda da savaşmaya başlarsak, Aydınlık ulaşır mı üzerimize? Onu bilinmeyen karanlıklarda boğduktan sonra?

Halbuki tüm yıldızlar birlikte parladığında aydınlanır geceler. Tüm yıldızlar ne kadar uzak olsalar da ışıklarını bir şekilde ulaştırırlar üzerimize. Tüm yıldızlar birdir gözümüzde, onca farklarıyla birlikte.

Seher aydınlatsa keşke, beklesek günün doğmasını.. Zorlamasak kabul ettirmek için fikrimizi, sadece sevsek birbirimizi.

Sadece sevsek..

Olmasa yangınlar, aydınlatmasın volkanlar. Çünkü biz insanların, hepimizin ayrı ayrı ışığı var.

Ayşenur ATEŞ    Eylül/2017     ANKARA