Yaralı Aslan: Türkiye

Bismillahirrahmanirrahim.

Bugün tarih 16 Ağustos 2017 çarşamba değerli kardeşlerim. Lakin aldanmayın zira bu bahsi geçen tarihin en azından benim bildiğim kadarıyla bir ehemmiyeti bulunmamaktadır. Halbuki birazdan ana hatlarıyla ele alacağımız husus şudur; bugün tarih 16 Ağustos 2017 çarşamba, avcıların kendilerini övdüğü sıradan bir gün daha.

Malum sevili kardeşlerim, artık sosyal medya meşhur sözlerin paylaşıldığı bir mecra haline geldi. Naçizane bu kardeşinizin fikriyatına göre bu hususunda bilahare tenkit edilmesi gerekmektedir fakat ben bugün sizlere yıllar önce okumuş olduğum bir sözü paylaşacağım. Söyleyenini daha önce not etmemiş olmamla beraber, şu an için de araştırmamış olmamı mazur görmenizi sizlerden istirham ediyorum. Lafı daha fazla uzatmadan meramımı söyleyeyim: ” Aslanlar tarih yazmaya başlayana kadar, avcılar kendilerini övmeye devam edeceklerdir.”

İçlerinizden bu sözü anımsayanlar olduğu konusunda eminim. Şu anda da gençliğimin bana vermiş olduğu milli duygularla, benim için ne ifade ettiği üzerinde duracağım aslında ben. Hemen bu sözü defterimden yıllar sonra okuduğumda aklımdan neler geçtiğini sizlere de arz edeyim.

Maalesef içinde bulunduğumuz şartlarda Türkiye’nin küresel manada sözü geçen bir aktör olduğunu söylemek açıkçası zor fakat şu da bir gerçektir ki; Türkiye yaralı bir aslandır. Atalarımızın yüzlerce yıl dünyaya hükmettiğini hiçbir tarih inkar edemez, yalanlayamaz. O gün tarih aslanın iradesiyle yazılırken, Osmanlı’nın yıkılışından sonra bizim aslan öyle sanıyorum ki kedigillerden oluşu sebebiyle sadece miyavlayabilmiştir. Miyavlama dediysem de o da sadece bizimkilerin duyabileceği bir tonda olmuştur. Kısacası, dostlar alışverişte görsün amacı güdülmüştür sevgili kardeşlerim. Lakin benim kalbim yine de ferahtır zira koca aslanı madara edenleri bu millet asla unutmayacaktır.

Bugün Türkiye’nin İslamın liderliğini fiiliyatta yapıyor olması, elhamdülillah her şeye rağmen belli bir noktaya geldiğimiz göstergesidir bana göre. Bugün ümmetin korkulu evlatları Suriye’nin, Filistin’in, Arakan’ın, Myanmar’ın ve benzeri tüm coğrafyaların ümidi hiç şüphe yoktur ki Türkiye’dir. Bu noktada sorumluluğumuz çok ağırdır kardeşlerim. Artık yaralı aslan ahval ne olursa olsun kükremeyi bilmeli ve avcıları tarih sahnesinden silmelidir. Bugün acaba kaç adet Müslüman kardeşimizi katletti bu zalimler fakat biz önleyebiliyor muyuz? Bu utanç bize yetmez mi? Bir gram bile tereddüdüm bulunmamaktadır ki; tarih İslamın adaleti ve barışı ile tekrar yazılmaya başlanmak mecburiyetindedir. İşte sevgili kardeşlerim, bizi cennete ulaştıracak yolumuz bu olmalıdır. Bizim bir sözümüz vardı. Bugün hak sahibi bizlerden uğraş bekler.

Elbette burada ümmetin dinamik mevcudiyeti gençler çok büyük önem arz etmektedir. Yarın sıra geldiğinde İslamın varlığını yarınlara taşıyacak olan bizleriz. Bu bağlamda kendimizi çok iyi eğitmemiz ve geliştirmemiz gerekmektedir. Bugün her bir Müslüman genç tıpkı Malazgirt savaşında Alparslan’ın yaptığı gibi bu cihada kefeniyle sıkı sıkıya sarılmalıdır. Eğer biz bunu bir gün başarabilirsek zaten arzulanan noktaya ulaşmış olacağız.

Uzun lafın kısası kardeşlerim; bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük. Fakat Rabbimizin rızasını kazanmak istiyorsak eğer artık ağlamanın da ötesini geçip terlemek için yollar aramalıyız. Yine üstadın da dediği gibi; “Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes. Ey kahpe rüzgar artık ne yönden esersen es. Vesselam…

Faruk KARABABA       Ağustos/2017 ANKARA