HÜMA KUŞU

   Şehirlerin bir anlamı yok şimdilerde ,neresi olduğu kim olduğu önemli değil,vatan toprağından sökülüp atılan ,simidimi paylaşırken tüm hayat hikayesini ellerinden okuduğum güzel gözlü kıza ve göz bebeklerinde savaşı saklayan tüm
kardeşlerime;     
                                                                                      

                                                                      HÜMA KUŞU

Gökyüzünün, kurabiyenin, çayın karanfil koktuğu bir bahardı,

Ilık bir ikindi yağmuru vardı,

 Levhi mahfuzda yazılı olan neydi?

Bir fiil başa gelen de oydu.

Biz ise habersiz, yorgun ama her daim ümitvar.

Bizi ayakta tutan bir şey varsa oda varlığına şahitlik ettiğimiz yaradan.

Bir müddet yes’e düşmemek için ayak diredik.

Çünkü ezelden ebede rabbimizden mutmaindik.

Her dem doğuşumuzu ve batışımızı izledik.

Gözyaşımız sayısınca dualar ettik.

Sümbül kokulu baharlar geçirdik ömürden,

Mutlu anlara şahitlik ettik sürur ile,

Dilde her an Rabbe şükran ile,

Geçtik şehirlerden dalgası bol denizlerden,

Yürek yangınları gördük göz ile,

Sonrasında kulağımda bir uğultu, gözümde bir buğu,

Bunların neticesiyle, dil sustu

Allah buyurdu;’Göğsünü açmadık mı? Yükünü almadık mı?’

Sonrasında ne söylersek laf-ı güzaf.

Yol yürümeyi mukkadder kılan Allah’a sonsuz Hamd.

Ama artık durun!

Ey yoldan geçenler,

Ey yüreğinde kasımpatı büyütenler

Süslü kelimeler nerede, gelseler ne çare mümkün mü acının tarifi?

Artık söz bitti!

Söylenecek ne varsa söylenmiş olanlara dahil

Ey uçsuz bucaksız yerküre  bütün arka bahçelerin yangın yeri işte

Kül, his, duman

Şafak vakti insanlar bitap, şehir viran

Yürek kaç kere yandı duruldu kim gördü kim duydu

Gözlerimden boşluğa düşen iki damla gözyaşı şimdi,

Bağrışmalar kulağımda yankılanıyor, ortalık savaş yeri

Bomba sesleri kulağımda annemin ninnisi gibi,

Zihnime kanlı iğneyle nakışlanacak ve peşimi bırakmayacak anlara şahitlik ediyorum,

Onları anı diye ceplerime sıkıştırıyorum.

Tüm şehir çıkmaz sokak işte,

Heyhat!

Fakat İçimde gökyüzüne meftun, saz benizli, gökgözlü bir kız çocuğu,sol yanımın dayanağı

Öyle ise sen bana sığın kız çocuğu diyorum sen bana ve ben sana sonra ikimiz Allah’a  ‘Ve kefa billahi vekila’

İçimden bu cümleyi üç kere tekrar ettim

Ey Rahmeti bol rabbim

Göğüs kafesimde beliren HÜMA kuşunu bir tek ben mi görüyorum?

Cennet kuşu HÜMA inşirah ferahlığı bıraktı kanatlarıyla adeta

Ve gidiyoruz işte,

Gözüm duvarda ki yazıda

‘Şimdi gidiyoruz ama elbet bir gün geri döneceğiz’

BÜŞRA TOPCU ANKARA/MART/2017