“Umutzede”: İnsan

  “Umutzede”: İnsan

          Şu sıralar kafamı kurcalayan çok büyük bir soru var aklımda. Gerçekten çok merak ediyorum, biz (insanlar) nasıl bu kadar olumsuzluğa rağmen hala bu hayatın içerisindeyiz? Durum aşağı yukarı belliydi aslında. İnsanın temelinde yatan, bizleri hayata tutunmaya sevk eden şey umuttu belki de. Hatta “belki de” yerine kesine yakın bir ihtimal de diyebiliriz bana göre. Çünkü hayatın geneline baktığımızda, insan yaşamında her noktada bir umut vardır. Kısacası insan eşittir umuttur.

          Şöyle ki bu denklemin en net cevabı şu aslında; cennet ve cehennem inancı olan herkesi ele alalım. Burada hiçbir ayrım yapmadan en günahkarından en günahsızına kadar (tabi bizlere göre) hiç ayırt etmeden hepsini aynı kefeye koyalım. Ortaya işin açıkçası çok da şaşırtıcı olmayan bir sonuç çıkıyor. O da şudur ki; irdelemeye aldığımız tüm insanlığın içinde tek bir birey yoktur ki ben cennete gitmek istemiyorum desin veya kendini cehenneme layık görsün. Evet cehennem vardır ama o günahkar insanlar içindir yani başka bir değişle “benim” dışında herhangi bir insan için. İşte tam bu noktada şu durum ortaya çıkıyor. Her insanın cennet için bir umudu vardır ve en nihayetinde her insan          ( daha doğrusu inanan her insan) cenneti kazanma umuduyla bu hayata devam etmektedir.

Bu yukarıda konuştuğumuz umut durumu hayatın en genel ve en somut hali kesinlikle. Tabi bu örnekleri hayatın en basit yerlerinden bile verebiliriz. Hatta hemen verelim bir tane: Çok fakir bir araba tutkununu ele alalım bu seferde. Evet bu arkadaşımız kesinlikle bir “BMW” hayranı ve o aracı her gördüğünde içi gidiyor. Kendisine sorun lütfen, “kardeşim senin bu arabayı alabilecek maddi durumun var mı?” Cevap muhtemelen şu olacaktır; ” Nerde be “abi”. Keşke bizde o para olsa da alsak” Bakın onu hayal etmektedir ve arzulamaktadır. Yani ben rahatlıkta şunu da söyleyebilirim. Hayalin en temel maddesi umuttur.

Gelin şimdi de yeri gelmişken hayallerin içinde bir umut damlası arayalım. Hemen ben kendi yakın gelecek için sahip olduğum hayalimi paylaşayım: İyi bir hukuk fakültesine yerleşebilmek. İyi bir üniversite çoğu sınava yaklaşan lise öğrencisinin en birincil hayalidir diye düşünüyorum ben. Ve kesinlikle hepimizin bu hayalinin gerçekleşeceğine dair bir umudu var. Umudumuz olmasaydı bu hayali neden arzulardık ki zaten. Düşünsenize bir şeyi yapacağınıza dair hiçbir umudunuz yok ve hayalini kuruyorsunuz. Gerçekten de çok saçma olurdu. Tıpkı Fatih gibi. Aylarca kuşattı İstanbul’u. Herkes dönelim başaramadık (Hocası Akşemseddin dışında) dedi. Ama o dönmedi hayalinden çünkü hiçbir zaman umudunu yitirmedi. Hiç kimse yitirmemeli umudunu çünkü benim hayat felsefeme göre hayatın bittiği zaman umudunu yitirdiğin andır.

Galiba görünen o ki en sonunda merak ettiğim sorunun cevabına ulaştım. Evet demek ki insanların hayat enerjisi bizlerin içerisinde ki umut imiş. Demek ki insanlar ne kadar düşerse düşsünler eğer birazcık umutları varsa isterlerse hayata tekrardan tutunabilirlermiş. Son söz olarak da umudun en somut hali olan duayla bitirelim o zaman; Allah bizi umudunu kaybedenlerden eylemesin inşallah. Amin…

Faruk KARABABA      Eylül/2016    ANKARA