Konya Gezimiz

 

Bişnev in ney çün hikayet mi koned

Ez  cüdâyîha  şikayet  mi  koned

(Dinle bu ney neler anlatıyor, ayrılıklardan şikayet ediyor.)

 Mevlâna’nın ney ile özdeşleşmiş benliği Allah makamı yani Elest meclisinden dünyaya gelen  ve Allah’ın yakınından uzaklaşan  insanın hikayesi ve şikayetidir. Bu sebeple “ölümüm benim şeb-i arûsum”  yani vuslat gecemdir demiştir. Çünkü O, o gece Mevlâsına kavuşacaktır. Biz de canlar cânı, Mevlâ âşığı Mevlanâ’ya hoş bir sadâmız ulaşsın istedik.

Edep Mektebi, Gezi İnceleme Kulübü ve Dâru’l-Asfa’nın müşterekinde  İdris TEKİNBAŞ, Selim GÖK, Rumeysa POLAT ve Neslihan ATİLA rehberliğinde bir Konya gezisi gerçekleştirildi. Vuslatın yıldönümünde bir ilim ve irfan merkezi olan Konya’nın tarihi mirası, evliya ve erenleri, şehitleri, hikmet sahipleri bu vesile ile ziyaret edilmiş oldu.

Geziye öğrenci ve öğretmenlerle birlikte yapılan nezih bir kahvaltıyla başlandı. Sonra Hz. Mevlana türbesi ziyaret edildi ve rehber eşliğinde dergâha dair özel bilgiler verildi. Konya’nın ayazı  her ne kadar etkisini hissettirse de gönül âteşiyle yanmışların dergâhında soğuk hükmünü yitirmişti. Bu vesile ile edilen dualar Mevlana yüzü suyu hürmetine Allah’a edilen niyazlar kabul olsun inşallah. Akabinde Mevlana müzesinde bulunan tarihi  Kur‘an-ı kerimler  incelendi;  sema, derviş, çile gibi konularda rehberden bilgiler alındı. Bir diğer durağımız olan İstiklal Şehitliğine geçildi. Burada da savaş yıllarının bir panorama şeklinde sunulması ilgi çekiciydi. Tabi ki tükettiğimiz enerjimiz karnımızı iyiden iyiye acıktırmıştı. Konya’nın en meşhur etli ekmeğini yapan Havzan’da şık sunumlarla ve odun sobasının sıcağında hoş bir yemek yedik.

Sonrasında Hz. Mevlâna’nın candan aziz bildiği Hz. Şems türbesini ziyaret ettik ve Şems’in hikayesini dinledik. İplikçi Medresesi’ni de gezdikten sonra son durağımız akşam namazında rokoko tarzı mimariye sahip Aziziye Camii idi. Burada akşam namazını eda ettikten sonra düştük Ankara yollarına. Otobüste herkes Konya’nın o manevi atmosferinden  duyduğu memnuniyeti ve etli ekmeğin lezzetini dile getiriyordu. Bize de yenisine sağlık demek ve “Sözü kısa kesmek düştü, vesselam…”