EDEP MEKTEBİNE

 *Bir kâğıda sığar mı bir yürek?
Ya da bir yürek kadar büyük olabilir mi bir kâğıt?

Ne yüreğim ve anlatacaklarım bu kağıda sığardı, ne de bu kağıdı yüreğim ve  anlatacaklarım kadar büyütebilirdim. Bir karar verdim, dedim o zaman bende yüreği küçük ama hayalleri büyük birinin hikayesini onun diliyle anlatarak başlayım…

 Yuvarlak iri gözleri, küt saçları, kırmızı gözlükleri ve üzerinden hiç çıkarmadığı çok sevdiği uzun kot eteği olan o kız bendim işte.

Nasrettin hoca fıkralarıyla büyüyüp, Ihlamur ve kekik kokan sabahlara uyanıp, bütün çocukluğunu dışarıda arkadaşlarıyla birlikte plastik mutfak setiyle  evcilik oynayarak geçirip, toza toprağa bulanan, bisiklet süreceğim derken komşu teyzenin yeni astığı bembeyaz çarşafı çamura bulayan ve tabiî ki oradan hızlıca uzaklaşan(sonra helalleştim tabiî kii ) o kız bendim işte.

2 saniye öncesine bile dönemezken çocukluğuna dönmek isteyen ve son zamanlarda bu isteği gittikçe artan  ama bunun mümkün olmadığını bildiği için çocukluğunu hiç unutmayan hep o sokakta yaşayan, ıhlamur ve kekik kokusunu doya doya içine çeken o çocuk saflığını hiç yitirmek istemeyen kişiyim.

8 yaşımda günlük tutmaya,10 yaşımda yazı yazmaya başladım, kelimelere aşinalığım bundandır. kelimelerin  arkasına saklanırım ben. insanlardan, kendimden içimdeki o susmayan ama her ne  hikmetse hep doğruyu söyleyen o sesten, her kaçmak istediğimde yazı yazarım ben.

Kitapları, ince belli bardakta çay içmeyi, daktiloları, mürekkepli kalemleri, kar tanelerini, hiç oturmadığım halde cumbalı o evleri, eski Türk filmlerini ve eskiyen, eskimeye yüz tutmuş, insanların unuttuğu, kenarda köşede kalmış ne varsa severim.

İnsanlar kendilerini tanıtırken adlarını, kaç yaşında olduklarını ve okudukları okulları söylerler ya bunu yapmak istemedim, herkes gibi eskiye özlem duyan ve bunu her fırsatta dile getiren  kişiyi anlatmak istedim, çocukluğumu betimleyerek yaptığım, bu girizgahtan sonra;

  sizler; yani

Edep mektebine yeni katılan yol arkadaşlarımız hoş geldiniz

Bizler;

Şeyh Edebali’ nin nasihatleriyle, Fuzuli’nin Leyla ile Mecnunuyla ,Baki’nin içinde bulunduğu o güzel yüzyılı betimlemesiyle, HZ. Mevlana’nın bin bir deva mesnevisiyle, Şemsi Tebrizi’ nin aşkıyla, Necip Fazılın su misali meydanlara akmasıyla ,Sezai Karakoç’ un kalbindeki merhamet adlı çınarla, Mehmet Akif’in tevazuuyla birleşen imanıyla ve daha nice sözlerini şiar edinerek tecrübelerinden ders çıkartıp kulağımıza küpe yaparak yanlıştan döndüğümüz, dersler çıkarıp önümüze katarak yol aldığımız, ustalarımızla, büyüklerimizle, o güzel insanlarla, çıktık bu yola ve belki de ardımıza bakmadan yürümemiz bundandır.

3.döneminde her şeye aşina olmasının rahatlığını yaşayan ama bu rahatlığın verdiği rehavete kapılmadan emin, sağlam ve doğru adımlarla yürüyen, neyi nasıl yapacağını bilen, sistemini kurmuş, her an yeni şeyler öğreneceğiniz ve her an yeni şeyler öğreteceğiniz, hatıralarınızı tazeleyeceğiniz, bir idealin sonucunda doğmuş ve meyvesini vermiş bu okula hoş geldiniz iyi ki de geldiniz

Nevi şahsına münhasır gençleri saklandıkları yerden çıkartmak istedik, bu doğrultuda yürüdük, her dönem aramıza yeni katılan yeni yüzler, taze fikirler bizi heyecanlandırdı ve yine bu heyecanlardan birini yaşıyoruz. Yeni dönemimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum ve yeni yapacağımız çalışmaları öğrenmek, sizlerle ve konferans verecek yazarlarımızla tanışmak  için sabırsızlanıyorum. Az zamanda çok iş yapan, doğru işler yapan herkesin elini taşın altına koyduğu bu yerde Allah yolumuzu açık ve daim etsin, tevafuklar bizleri bulsun…

Ve;

Selam olsun eli kalem tutan dili mürekkep yalayanlara

Selam olsun kalbi bir, sözü bir insanlara

Selam olsun tüm güzel yürekli insanlara…

 

*Kahraman Tazeoğlu

   BÜŞRA TOPCU ANKARA/EYLÜL/2013